|
Muhammet Sağlam: Hz. Ömer’in Efendimize; “Diğerleri kuş tüyü yataklarda yatarken, sen hasır üzerinde yatıyorsun” değişini de bu anlamda değerlendirebilir miyiz? Salih Dülger: Yani orada Hz. Ömer tabi Rasulullah (s.a.v.)’i gerçek manada iltifata layık olan bir insan olarak görüyor ki öyledir başımızın tacıdır. Elbette kendi toplumunda o gün yaşayan insanlardan onu biraz farklı yorumlamak lazım. Rasulullah’ı baş tacı ediyorlar, dilese yaşatırlar onu. Ancak tabi bu anlamda sergilediği tavrı Müslüman tavrı olarak da algılayabiliriz. Bu bağlamda bu durum gariplik olarak değerlendirilebilir. Yani bu biraz daha Efendimizin Mekke Dönemini kuşatıyor. Medine Döneminde insanlar vardı, kendisiyle birlikte oturup kalkanlar, kendisiyle birlikte amme hizmeti yapanlar, kendisiyle birlikte duaya duranlar vardı. Orada tek değil artik, yalnız değil, müminler var. Allah Resulünün Mekke dönemi bu garipliğin bulunabileceği yerler bir bakıma. Serdar Kacır: Hocam konuşmanın başında Allah Resulünün bir Hadis-i Şerifinden bahsettiniz. İslam’ın belirli dönemlerde iniş ve çıkışlarının olduğunu söylediniz. İslam’ın yeryüzüne hakim olduğu dönemlerde gariplikten söz etmek mümkün mü? Salih Dülger: O dönemde herkesin İslam’a sahip çıkması kolaydır zaten. O dönemde garip bulamazsın. O dönemde garip ancak bir memleketten bir memlekete giden miskin bir insan için söylenebilir. Serdar Kacır: O zaman gariplik o dönemlerde bu anlamıyla ortadan kalkıyor. Bugün için ne söylenebilir? Salih Dülger: Viyana’nın göbeğinde bir insan Rabbine sadakatle bağlı kalacağına ahdetmiş, hayatını bir istikamet üzerine sabitlemişse ve çevresindeki insanlar ona yardımcı olmuyorsa, onun bu halini bir tür gerilik gibi görüyorsa, yani bu anlayışı bu asrın içinde uygulanamaz bir anlayış olarak görüyorlarsa ve o insan yalnız kalıyorsa, işte o gariptir. Bu İstanbul’da da böyledir, Konya’da da böyledir, hatta Mekke ve Medine’de de böyledir. Garipleri sevmek zorundayız. Gariplerle birlikte olmak zorundayız. Ve İslam gariplerin omzunda yükselmiştir daima, fakirlerin omzunda. Fakirlere özellikle Allah Resulü bu anlamda bir ithafta bulunur, fakirlerin duasına dikkat edilmesi gerektiğini vurgular Efendimiz (s.a.v.). Çünkü o dua sebebiyle ümmet yere de batar ayağa da kalkar. Serdar Kacır: Kalpleri İslam’a ısındırılmak için bir takım zenginlere Peygamber Efendimiz savaşta kazanılan ganimetlerden pay ve hisseler veriyor ve onların bir bölümü Ashab-ı Suffa hakkında Peygamber Efendimize ‘Sen bunlarla niye bu kadar ilgileniyorsun, düşüp kalkıyorsun’ gibi ifadeler kullanıyorlar. Bunun üzerine bir ayet iniyor değil mi Hocam yanılmıyorsam? Salih Dülger: Allah Resulü eğer o gariplerden yüz çevirse Allah da ondan yüz çevirir. Onlar dinin omuzlarında Rabbimin izniyle insanlara aydınlığın taşındığı insanlar. Din onların şahıslarında insanlar nezdinde sevilmiştir. O anlamda garipler çok önemlidir. Medeniyetlerin yüksek oldukları dönemlerde ayrıca düşünülmelidir. Kimsenin, insanların hizmetine çizilmiş mekanizmaların dışında koşmadığı dönemde, bir insan eğer insanların hizmetine o mekanizmanın dışında da tüm varlığını feda ederek çalışıyorsa, o da o dönemin, o anlayışın garibidir. Serdar Kacır: Geçen sohbetinizin bir bölümünde medeniyetin tekrar ayağa kalkması için kahramanlara ihtiyaç olduğunu söylediniz. Bu anlamda kahramanları garipler olarak değerlendirebilir miyiz? Salih Dülger: Tabi muhakkak… Herkesin yarıştığı dönemde yarışmak kolaydır, kimsenin yarışmadığı dönemde yarışmak zordur. Kimsenin koşmadığı zamanlarda koşmak, hem de ritimli tempolu, hem de soluk kesmeden, hem de insanlar “Ne oluyor, sen deli misin?” dedikleri bir zamanda… İşte bunlar ‘Vakıa’ suresinde geçiyor “Öncülerin öncüleri”, en önde gidenlerdir. Ebu Bekir Es-Sıddık Resule iman konusunda öncülerin öncüsüdür. Tereddüdünü ortaya koymadığı için ‘Sıddık’ denmiştir zaten. Bu manada savaşlarda da mesela Ulu Batlı Hasan’ın burca sancağı dikmesi Bizans’ın moralini sıfıra indirmiştir, öncülerin öncüsüdür. Ama gitmiş o. Varlığını borçlu olduğu İlah için kendini ortaya koyan insan. Garip böyledir işte. Bu çok zor bir makam… Allah bize nasip etsin. Ama ihtiyaç var bu zamanda öncülere, gariplere ihtiyaç var. www.magrib.net
|
2006-09-07 17:29:02 - slm