DÖRDÜNCÜ MERHALE AMELLERE ZARAR VEREN KUSURLARI BERTARAF ETME 1. Yaptığın ya da terkettiğin her şeyde Allah rızasını gözetmeli, riya ve gösterişin amelleri boşa çıkardığını hatırlayarak bu iki kötü hasleti işlediğin ve terkettiğin işlerden soyutlamalısın. 2. Kendindeki nimetlere bakarak kendini beğenmeye başladığın an, bu nimetlerin sana Yüce Allah tarafından verildiğini hatırlayıp Allah’ın minnetini düşünmeli ve bundan dolayı O’na şükretmelisin. 3. Kötü akibeti ve kendindeki günahların başkalarınınkinden daha fazla olduğunu düşünerek nefsini Allah’ın kullarının üstünde değil altında görmelisin. 4. Hasedin afetini ve gerçek hayatın ahiret hayatı olduğunu düşünerek Allah’ın kullarına şefkatli olmalı ve kendin için istediğini onlar için de istemelisin. Zira dünya nimetlerinin hepsi yok olacaktır. Bir insan hakkında, duyular yahut tevatür ya da adil kimselerin nakilleri yoluyla şeri delille kesinleşmedikçe, su-i zanda bulunmamalısın. Onlara nasihat etmeli, eziyete sabrederek ve yumuşaklıkla onları hayra çağırmalı; iyiliği emredip kötülükten sakındırmalısın. 5. Emelini ve dünya malına olan hırsını azaltmalı, ölümünü ve ondan sonraki ahiret gününün çilesini, cehennem ateşinin şiddetini v.s. yi düşünmelisin. BEŞİNCİ MERHALE ALLAH’A DAVET EDENLERİN ÖZELLİKLERİ 1. Kendisine davet etmekte olduğun hakikatin bilincinde olmalı; onunla amel ederek, kendini, davet ettiğin kimselerden biri saymalısın. Bu sayede davetinin muhataplarından gelebilecek eziyetleri, mümkün olan en güzel şekilde savabilirsin. 2. Yüce Allah’a tamamiyle güvenmeli ve hakka davetinin faydasından ümitvar olmalısın. 3. İnsanların ellerindekine göz dikmemeli, aza kanaat edip razı olmalı; süfli değil ulvi meseleleri arzulamalısın. 4. Yumuşak huylu, cesur, -zillete düşmeksizin- alçakgönüllü olmalı ve yapabildiklerini öğretme konusunda cimrilik etmemelisin. 5. Hakka davet konusunda ikiyüzlülükten, kendini beğenmişlik ve kibirden uzak durarak basiretli, son derece ağırbaşlı/vakarlı olmalı ve boş konuşmamalısın. 6. Faydasız işlerden yüz çevirmeli, emanete ve verdiğin söze riayet etmelisin. 7. Yumuşaklıkla, hikmet ve güzel öğütle ve kabul edileceğini umduğun anlarda inkarcılara karşı delil getirmek suretiyle iyiliği emretmeli ve kötülükten sakındırmalısın. 8. Şu güzel hasletlere sahip olmalısın: a. Öfkeyi bastırmak. b. İnsanları affetmek ve onlara iyilikte bulunmak. c. Seninle ilişkileri kesenlerle ilişkini sürdürmek, seni mahrum etmek isteyene vermek ve sana zulmedeni affetmek. d. Konuştuğunda doğruyu konuşmak, verildiği zaman emanete riayet etmek, söz verdiğinde de sözünde durmak. e. Cahillere bir iyiliği emrettikten yahut bir kötülüğü yasakladıktan sonra onlardan gelebilecek eziyetlere kulak asmamak. Zira ciddi meselelerden biri de budur. f. Kendi bildiğin ve yapmakta olduğun şeylere insanları davet ederken mütevazı olmak ve insanların çilesini iyiliklerin en güzeliyle savabilmek. 9. Bil ki hakka davetin gayesi şudur: a. Akideyi, kelam ilminin inceliklerine dalmadan sadece sünnetle sabit olan hususlarla yetinerek, Ehl-i Sünnet’in mezhebine göre düzeltmek. b. Amelleri dosdoğru ve istikrarlı bir biçimde yapmak. c. Gönülleri arındırmak. d. Müslümanlara arasında kardeşlik ve birliği sağlamak. e. İnançsızlığa karşı mücadele etmek. f. Dinin etrafındaki şüpheleri bertaraf etmek. 10. Bil ki hakka davetin hedefine ulaşmadaki en kısa yol şudur: a. İnsanlar arasında, özellikle de ücra köylerde ve dağlık alanlarda ıslahatçıların yayılması. b. Dinin usûl ve füruunu (akide ve ibadet) ve şeriatın hikmetlerini anlatan risalelerin/yayınların yayınlanması. c. Dergi ve gazete kurulması ve neşriyatta bulunması. d. Konferanslar vererek, başta Hz. Peygamber (s.a.v) ve ashabı olmak üzere selef-i salih’in hayatlarına insanların dikkatlerini çekmek: - Mesela davet yolunda eziyetlere katlanmak. Tıpkı Peygamber Efendimizin (s.a.v) Taif halkını davet ederken çektiği eziyete katlanması gibi. - Bilal-i Habeşi ve Ammar b. Yasir gibi muhacir sahabilerin tevhid uğrunda gördükleri işkenceler katlanmaları gibi. - Hendek Savaşı esnasında Medine’nin etrafında hendek kazarken zorluk ve açlığa tahammül etmeleri gibi. - Şam cephesindeki mücahitlere yardım etmek üzere Irak cephesinden yola çıkan Halid b. Velid ve ordusunun yolda çektikleri susuzluk meşakketine katlanmaları gibi. - Rumlarla savaşmak üzere Tebük’e giderken binek, yemek ve su azlığı gibi sıkıntılara gögüs germek gibi… SÖZÜN ÖZÜ Mutlaka Allah Teala gayemiz, Resulullah (s.a.v) önderimiz, Kur’an anayasamız, davet yol-yöntemimiz ve Allah yolunda şehit düşmek en büyük idealimiz olmalıdır. Ey arayan! İşte bizim yolumuz budur; gücümüz yettiğince biz bu prensibe azı dişlerimizle sıkı sıkıya yapışır ve müslüman olsun-olmasın aklı başında olan her insanı da buna davet ederiz. Bundan yüz çeviren Hak’tan yüz çevirmiş demektir. Kim bunu kabul ederse o, bizim Allah için sevdiğimiz bir kardeşimiz, saygıda kusur etmeyeceğimiz babamız, şefkat ve merhamet göstereceğimiz evladımızdır. Kim de yüz çevirir kabul etmezse o da bizim ancak ya dinde yahut da çamurda kardeşimizdir, Allah için değil! Yüce Allah’a yalvarır ve hem bize hem size hem de onlara hidayet vermesini niyaz ederiz. Son sözümüz; Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun. Emîn el-Meyrânî (www.muhammedeminer.com)
|