Orada bir yerde, "Allah'ın dostları" defteri açık
duruyor... Bir u fuk o... Oraya doğru bir koşu mü'minin hayatı...
Yakalar, yakalamaz, defter açık, koşu durmamalı ve bir umutla, bir
özlemle, bir iştiyakla, derin bir susuzlukla, aşkla yol almalı... O
yolda bulunmak da önemli... O yolda son nefesi vermek... Allah İbrahim'i dost edinmiştir." (Nisa Suresi, 125) buyuruluyor Kur'an'da... Allah Rasulü (s.a.) "Allah İbrahim'i dost, Musa'yı neciy, yani kelim ve beni de habib (sevgili) edindi." buyuruyor. Kur'an'da "Allah'ın dostları"ndan söz ediliyor ve "onlar için
korku ve hüzün yoktur" buyuruluyor. (Yunus Suresi, 62) Ömer b.
Hattab'ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Rasulullah (s.a.) "kıyamet
günü bu insanlara nebiler ve şehidlerin imrenerek baktıkları"nı
bildiriyor ve onları anlatırken "Vallahi yüzleri bir nur ve kendileri
de nurdan birer minber üzerindedirler." diyor. (Hakim, el Müstedrek,
IV, 170)
Yine Kur'an'da, "Allah'ın getireceği özel bir toplum" profili
çiziliyor ve "Allah'ı seven ve Allah'ın kendilerini sevdiği"
ifadeleriyle o toplumun ana ekseni "Allah'la sevgi ilişkisi" ne
oturtuluyor. (Maide suresi, 54) Kur'an ayrıca Allah'ın "sevgi ile iltifat"ına mazhar olan insanlardan bahsediyor. Kur'an'da bir de "Allah'ın razı olduğu ve kendileri Allah'tan razı olan" insanların bahsi geçiyor. Bütün bunlar, Allah Teala'nın deyim yerdindeyse bir "dostluk
defteri" bulunduğunu ve bazı kullarını, bu "dostluk defteri" içine
aldığını gösteriyor. Peygamberler var bu defterin içinde, sade kullar var...
Peygamberlik vehbi bir durum. Yani o makam, doğrudan doğruya
Rabbin seçimine bağlı. Kaldı ki orada bile, "dostluk - halil" ve hele
"sevgili oluş - habib" daha özel bir Rabbani tercihle alakalı. Bir
anlamda yaratılan her şeyin vehbi olduğu düşünülebilir, çünkü kudret-i
ilahiyeye bağlı olmayan bir yaratılış düşünülemez, ama dünya bir
imtihan yeri de olduğuna göre, sade insanlar için "dostluk defteri"ne
kaydolmak, bir cehdin, gayretin ürünü olabilir.
|