Yani bir u fuk konuyor insanoğlunun önüne. "Allah'ın dostlar defterine girebilme ufku" bu. İşte bunun bir şifresi olmalı... Bir yol haritası bulunmalı. İnsan, yüreğini o aşkla donattığında, yol alabilmeli o ufka doğru.
Ne götürecek bizi "Allah'ın dostlar defteri"ne girebilme ufkuna? Peygamber
kavlince, "Nebilerin ve şehidlerin imrenerek baktığı", artık "hüzün ve
korku"dan arınılan "Rabbe dostluk" gibi böyle bir özel statünün
ehemmiyetini yeterince kavrayan, idrak eden insan, yüreği hasretten
kavrulmuş bir aşık gibi yana yana kendisini ufka taşıyacak şifreyi
aramaya koyulur. Acaba nedir o yol kılavuzu? Bunun için bilmece çözmeye gerek yok belki. Kullarının önüne "Dostluk defteri"ni açan, ona götürecek yolun işaretlerini koymuş olmalıdır. Belki önce, "dost" ve "sevgili" sıfatlarını Kudretten koyduğu insanlara bakmak gerekiyor, işaretleri bulmak için... Önce Hazreti İbrahim ve sonra onun neslinden gelen Hazreti Muhammed -aleyhisselam-... Allah'ın kitabı, hem Hazreti İbrahim (a.s.), hem de Hazreti Muhmamed (s.a.) için "güzel örnek" sıfatını kullanıyor.
"Muhakkak ki Allah'ın Rasulünde sizin için güzel bir örnek vardır." (Ahzab, 21) "İbrahim'de ve onunla birlikte olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır." (Mümtahine, 4 ve 6) Bu
"güzel örnek"lik neden "dostluk" ve "sevgili"lik statüsünde de olmasın?
Yani insanoğlu, onların şahsiyet çizgilerini heceleyerek, onların
kişiliklerinden kendi yüreklerine ölçüler taşıyarak "şifre"yi çözüp,
"Dostluk defteri"ne doğru yol alamaz mı? Allah Teala, "Dost İbrahim"i anlatırken, onun "çok vefakar"
oluşunu zikrediyor. (Necm Suresi, 37) İşte bize bir şifre... Vefakar
olmak... Kime? Allah'a karşı... O'nunla hukukunu en zor şartlarda
gözetmek. O'nu unutmamak. Mahmud Sâmi Ramazanoğlu (k.s.) Efendi Hazretlerinin "Hazreti
İbrahim" isimli eserinde Hazreti İbrahim'in "vefa imtihanları"
karşısındaki hali şöyle anlatılıyor: "İbrahim aleyhisselam
nefsini nirana, kalbini Rahman'a, oğlunu kurban'a ve malını ihvana
bezletmekle ahdine vefakarlığı göstermiştir." (s. 195, Erkam Yay.)
Nasıl? Ateşin içinde "Allah bana yeter" diyen bir
yürekle gidilir demek ki "Allah dostluğu"na... Kurban sınavında evladı
bıçak altına alabilmekle sağlanır kurbiyyet... "Allah adına" de, "kölen
olayım" diyebilmekle... Yüreğindeki putları birer birer kırıp, kalbi
itmi'nana ulaşmakla... Vefa sınavı zor bir sınav... Onu aşan ufka doğru yürüyor. Hazreti Muhammed (s.a.)... Allah'ın habibi... Ya
O'nu hecelemek... Hira Dağı'ndan Hazreti Ebubekir'in "Hayatın da
güzeldi ölümün de güzel" dediği zamana kadar geçen bir kutlu hayatın
ruhi iklimini içimize taşımak... Mekke ateşinde, Hicret yolunda, Taif
taşlanışında, Bedir berzahında, Uhud'un can pazarında, her namazdaki
Mirac yücelişinde, suzişli duaların göz yaşında O'nunla bir noktacık da
olsa buluşmak... Ebu'd-Derda (r.a)dan rivayet edilen bir hadisi şerifte
Rasulullah (s.a.)'ın bildirdiğine göre Davud aleyhisselam şöyle dua
edermiş: "Allahım! Senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi, ve
senin sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dilerim. Allahım! Senin
sevgini bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha ileri kıl. "
(Tirmizi, Deavat 73, Tefsirü'l Kur'an 39). Belki bu duanın muhtevasındadır "Allah dostluğu"nun şifresi... Kur'an
ayetlerine bakmak gerek belki bu şifrenin her parçasının çözümü için...
O değil mi, bize Rahman'dan gelen mektup... Ve biz O Rahman'ın dostluk
şifresini aramıyor muyuz? Kur'an mesela "Allah'ı seven, Allah'ın sevdiği özel toplum"
un hususiyetlerini sıralamış: "Mü'minlere karşı yumuşak, kafirlere
karşı onurlu, Allah yolunda mücadele eden ve kınayanın kınamasına
aldırmayan..." (Maide, 54) İşte bir kaç çizgi...
"Hüzün ve korkudan kurtulmuş Allah dostları"nın anlatıldığı
ayette Allah Teala, "iman ve Allah'a karşı gelmekten sakınma (takva)"yı
ana hususiyetler olarak zikretmiş... (Yunus suresi, 62) İman ve
takva... İbrahim (
a.s.)'in "vefa"sının Muhammed ümmetinin önüne konan ana muhteva
unsurları... Kur'an
ayetlerine baktığımızda, Allah Teala'nın "hubb - sevgi" çerçevesine
giren insanlara rastlıyoruz. Bir bakıma şifre, bizzat "Dostluk ve sevgi
defteri"ni açan Allah Teala tarafından veriliyor. Belki "Allah'ın
sevmedikleri"ni bildiren bir nice ayeti okuyarak da "dostluk - sevgi"
şifrelerine ulaşmamız mümkün. Allah iyilik edenleri ve güzellikler içinde yaşayanları
(muhsin) seviyor. Tevbe edenleri, içi dışı tertemiz olanları,
zorluklara, çilelere sabredenleri, Allah'a güvenip tevekkül edenleri,
adil olanları, ölçülü ve mutedil olanları seviyor...
Zalimleri, böbürlenenleri, haddi aşanları, israf edenleri,
fesatçıları, inkarcıları, emanete ihanet edenleri, hainleri sevmiyor...
"Allah'a ve Peygamberi'ne düşmanlık edenlere dostluk
göstermeme"yi, (Mücadele Suresi , 22) "sıdk - sadakat ehli olma"yı
(Maide Suresi, 119), "Allah yolunda duruşta tıpkı Muhacir ve Ensar gibi
öne geçme"yi (Tevbe suresi, 100) karşılıklı "rıza"nın temel
unsurlarından sayıyor. Bunlar da şifrenin başka çizgileri... Kur'an'dan yola
çıktığımızda belki "Allah anıldığında kalbleri titrer" ayetlerinde
buluruz dostluk şifresini... Belki ihlas'ta, belki "Namazım, kurbanım,
hayatım ve ölümüm eşi bezeri olmayan Allah içindir" teslimiyetinde,
belki "Biz Allah'a aitiz ve O'na döneceğiz" adanışında, belki "kalb-i
selim" çağrısında... Belki Allah için sevişmektedir Allah dostluğunun sırrı. Yüce
kudret, yarattıklarının bağışlanan ilahi düzende ahenk içinde
olmasından hoşnud olmaktadır belki kimbilir... Zünnun Mısri
"Allah dostları"nı anlatırken, "Bunların etlerine ve kanlarına Kur'an
işlemiştir. Onunla gamları dağılmış, gayrete gelmişlerdir. Kur'an'ı
manevi karanlıkları için aydınlatıcı, uykuları için beşik, yollarına
rehber, delillerine kaynak yapmışlardır. ... Kur'an'ın getirdiği ilahi
düsturlara göre kurtuluş merdivenlerinden çıkarlar. Benliklerini
Rablerinin nuruyla aydınlatırlar. İsteklerine Kur'an'la ulaşırlar.
Onlar kötü sözler için dilsiz, haram işler için kördürler." (Allah
Dostları, c.1, shf. 63. Şule Yay.) diyor. Bu da bir çerçeve... Orada
bir yerde, "Allah'ın dostları" defteri açık duruyor... Bir u fuk o.
Oraya doğru bir koşu mü'minin hayatı... Yakalar, yakalamaz, defter
açık, koşu durmamalı ve bir umutla, bir özlemle, bir iştiyakla, derin
bir susuzlukla, aşkla yol almalı... O yolda bulunmak da önemli... O
yolda son nefesi vermek... - alıntı -
|